SAP ve ERP Seminerleri

7 Ara 2009 In: Etkinliklerim, Genel, Güncel

DAÜ Yazılım Kulübü olarak yine bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bu kez kurumsal alanda önem arz eden SAP ve ERP konularını değiniyoruz.

Seminer hakkındaki detaylı bilgiye aşağıdan ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tarih: 9 Aralık Çarşamba
Yer: Aktivite Merkezi Salonu
Saat: 14.00 – 15.30


Tarih: 10 Aralık Perşembe
Yer: Mehmet Tahiroğlu Konferans Salonu (Mavi Salon)
Saat: 14.00 – 15.30


Konular:

ERP-SAP Nedir ?

• Kurumlar için önemi
• Danışmanlar için önemi

SAP Teknoloji Platformu

• eSOA teknojileri
• İş zekası çözümleri
• Netweawer portal
• PI entegrasyon cözümleri
• Duet for MS office by SAP
• Mobil uygulamalar
• Upgrade/migration çözümleri
• E2E / TDMS / TAO
• SAP Bilgi Güvenliği
• Elektronik İmza

Konuşmacı:

Ahmet Bilgen
FIT Consulting
Teknoloji Danışmanı

 

Facebook bağlantısı: http://www.facebook.com/event.php?eid=218238635762&index=1#/event.php?eid=218238635762


 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Seminer sezonunun açılışını 2 güzel etkinlik ile gerçekleştirdik. 5 - 6 Kasım tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz Gençsen Geleceksin 3.0 ve Windows 7 seminerleri ile gerek teknolojistler gerekse de yazılımcılar için faydalı konulara değinerek bir seminer dizisinide geride bıraktık.

Windows 7 seminerlerinin bir oturumunda Windows 7 Yenilikleri konusunda bir sunum gerçekleştirdim.

 

Bu etkinlikte bize destek olan ve katılım gösteren Daron Yöndem ve Ahmet Akan'a teşekkür ediyorum.

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Fena halde mutsuz bir adam ...

24 Eki 2009 In: Genel

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yine düşündüren ve bazı şeylerin farkına varabileceğimizi anlatan güzel ve anlamlı bir hikaye ile sizleri başbaşa bırakıyorum.

Bakalım elimizdekilerin değerini ne kadar biliyoruz ? Smile

 

 

Bir zamanlar bir tepenin üzerindeki villada bir oğlan çocuğu yaşarmış. İyi de yaşarmış.. Köpekleri ve atları, otomobilleri ve müziği severmiş. Yüzmeye gider, futbol oynar, güzel kızlara bayılırmış. Bir gün Tanrı’ya “Büyüdüğüm zaman neler isteğimi buldum, uzun uzun düşünüp” demiş…
“Neler” demiş Tanrı’ya…


“Bir büyük evde yaşamak isterim. Ön kapısında heykeller olsun. Arka kapısında iki St. Bernard köpeği… Uçsuz bucaksız bir bahçe içinde… Uzun, çok güzel ve çok müşfik bir kadınla evlenmek isterim. Siyah saçlı, mavi gözlü, gitar çalan ve tatlı tatlı şarkılar söyleyen… “Üç güçlü oğlum olsun isterim ki, onlarla futbol oynayabileyim. Büyüdüklerinde birisi büyük bir bilim adamı, öteki senatör, üçüncüsü, milli santrfor olsun.
“Ben bir seyyah olayım…
Okyanuslara yelken açayım, dağların zirvelerine tırmanayım, insanları kurtarayım. Bir Ferrari kullanayım, yollarda… “Ne güzel bir hayal bu” demiş, Tanrı… “Mutlu olmanı dilerim…”


Bir gün oğlan futbol oynarken ayağını incitmiş. Ondan sonra değil dağlara, ağaçlara bile tırmanamaz olmuş. Okyanuslara yelken açmak da hayal olmuş tabii. Bunun üzerine pazarlama okuyup, tıbbi malzemeler dağıtan bir şirket kurmuş. Bir kızla evlenmiş, çok güzel ve çok müşfik. Ama uzun değil, kısaymış. Saçları siyahmış ama, gözleri mavi değil, ela imiş. Gitar çalamaz, şarkı söyleyemezmiş ama, harika yemek pişirir, olağanüstü güzel kuş resimleri yaparmış. İşi dolayısı ile, kent dışında bir villada değil, kentte bir apartmanın teras katında oturmak zorunda kalmış, ama evinin deniz manzarası gene harikaymış. iki St. Bernard besleyecek bahçesi yokmuş ama, evinde harika tüylü bir Ankara kedisi varmış. Üç kızı olmuş. En küçükleri tekerlekli sandalyede yaşamak zorundaymış, ama en güzelleriymiş. Üç kız da babalarını çok severlermiş. Onunla futbol oynayamazlarmış ama birlikte denize, parklara giderlermiş. Uçurtma uçurdukları da olurmuş, bazen. En küçükleri hariç tabii. O gölgede bir ağacın altında oturur, gitarı ile şarkılar söylermiş. İyi para kazanmış ama, Öyle kırmızı bir Ferrari’si olmamış. Bir sabah uykudan üzüntü içinde uyanmış ve en iyi arkadaşına koşmuş…


“Ben” demiş, “Hiç mutlu değilim…”


“Neden” demiş, arkadaşı… “Çocukken siyah saçlı, uzun boylu, mavi gözlü, gitar çalıp şarkı söyleyen bir kızla evlenmek isterdim. Oysa karım uzun değil, ela gözlü, gitar da çalamıyor.”


“Karın çok güzel” demiş, arkadaşı… “Harika resimler yapıyor, enfes yemekler pişiriyor üstelik.” Adam dinlememiş bile onu…
Bir gün karısına “Hiç mutlu değilim” diye dökmüş içini… “Neden” demiş karısı… “Çünkü büyük bir bahçe içinde bir villada yaşamayı düşlerdim, oysa 47′nci katta bir apartman dairesine tıkıldım. İki St. Bernard’ın yaşayacağı bir bahçem olsun isterdim, hani nerede…”
“Konforlu bir apartmanda yaşıyoruz” demiş karısı… “Oturduğumuz yerden okyanus görünüyor. Gülüyor, eğleniyor, birbirimizi seviyoruz. Kedimizi okşuyor, güzel kuşların resimlerini yapıyoruz… Üç de harika çocuğumuz var..” Adam dinlemiyormuş bile…


Ruh doktoruna koşmuş bir gün…
“Ben mutlu değilim” diye…
“Niye” demiş, doktor…


“Çünkü ben bir gezginci olmak, okyanuslara açılmak, dağlara tırmanmak, insanları kurtarmak isterdim. Oysa masa başı işim ve sakat bir dizim var şimdi… “Ama sattığım tıbbi malzemeler yığınla hayat kurtarıyor” demiş, doktor…
Adam dinlememiş bile. Doktor da ona 100 dolar vizite yazıp yollamış.
Bir gün muhasebecisine “Ben çok mutsuzum” demiş…
“Neden” demiş, muhasebeci…
“Bir kırmızı Ferrarim olsun isterdim hep… Ve dünya umurumda olmasın. Oysa işe metro ile gidip geliyorum. Bir yığın da sorunum var.” “İyi giyiniyor, en iyi restoranlara gidiyorsun. Bütün Avrupa’yı, Amerika’yı gezdin” demiş, muhasebeci. Ama adam dinlemiyormuş bile… Muhasebeci adama 100 dolar danışma ücreti fatura edip yollamış. Onun da hayalinde kırmızı Ferrari varmış çünkü. Adam, rahibe “Çok mutsuzum” demiş.


“Neden” demiş, rahip…
“Üç oğlum olsun isterdim. Biri bilim adamı, biri politikacı, biri sporcu. Oysa üç kızım oldu. Birisi yürüyemiyor bile..”
“Ama çok güzel ve çok zeki üç kızın var” demiş rahip… “Seni çok seviyorlar. Başarılı da oldular. Biri hemşire, biri sanatçı, biri de müzik hocası..”
Ama adam dinlemiyormuş bile…


Öyle mutsuzmuş ki hasta olmuş sonunda. Bir beyaz hastane odasında, etrafı beyaz giyinmiş hemşirelerle dolu yatıyormuş. Vücuduna bağlı teller hastaneye kendi sattığı kalp cihazına gidiyor, kollarına bağlı serumlarla besleniyormuş.
Fena halde mutsuzmuş adam şimdi. Ailesi, dostları, ve rahibi yatağının başına toplanmışlar. Onlar da üzüntü içindeymiş. Mutlu olanlar sadece ruh doktoru ve muhasebecisi imiş.
Bir gece adam hastane odasında Tanrı ile yalnız kaldığında “Tanrım” demiş… “Hatırlar mısın, çocukken sana yalvarmış ve istediklerimi sıralamıştım.”
“Hatırladım” demiş, Tanrı… “Güzel bir hayaldi.”
‘Peki, niye onların hiçbirini vermedin bana” demiş, adam…


“Verebilirdim” demiş Tanrı.. “Ama sana istemediğin şeyleri vererek bir sürpriz yapmak istedim.”
“Bak neler verdim sana… Bir güzel, sevecen eş, iyi bir iş, yaşanacak güzel bir ev. Üç tatlı kız evlat.. Bir araya getirdiğim en güzel yaşam paketlerinden biriydi bu.” “Evet” demiş, adam… “Ama bana benim gerçekten istediklerimi vereceksin sandım.”
“Ben de senin, benim gerçekten istediğimi vereceğini sandım” demiş, Tanrı…


“Sen ne istedin ki” demiş, adam hayretle.. Tanrı’nın da bazı şeyler isteyeceğini hiç düşünmemiş hayatında.
“Sana verdiklerimle mutlu olmanı istemiştim” demiş Tanrı…
Adam karanlık odasında sabaha kadar düşünmüş. Sonunda yeni bir hayal kurmaya karar vermiş. Yıllar önce kurduğu hayalin yerine “Keşke bunu hayal etseydim” dediği bir hayal…


Bu defaki hayalinde, zaten sahip olduğu şeyler varmış hep.
Adam kısa zamanda iyileşmiş, 47′nci kattaki dairesinde çok mutlu yaşamış. Kızların şen şakrak sesleri, eşinin derin ela gözleri ve harika kuş resimleri arasında mutlu olduğunu hissedermiş bütün gün…


Geceleri de okyanusa yansıyan kentin ışıklarının dalgalar üzerinde oynaşmasına bakar, gülümsermiş…
Sınır tanımadan büyük düşünmek… Hayal gücünü sonuna kadar zorlamak… Ama elde ettikleri ile de mutlu olmayı bilebilmek…
Tanrı’nın insana verebileceği en büyük iki nimet bu olmalı…
Bakın bakalım, size neler vermiş Tanrı…

Yazan : Hıncal Uluç
Kaynak : www.sabah.com.tr
(Bu yazı 2 Haziran 1993′te yayınlandı)

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Telecentre Europe 2009 Zirvesi

10 Eki 2009 In: Genel, Güncel

Bilgi toplumu, eğitim, iş hayatı, sosyal yaşam, cinsiyet eşitliği, yaşlılıkta bağımsız yaşayabilme, eğlence ve yaratcılık gibi yaşamın her alanına etki ediyor. Fakat hala Avrupa nüfusunun %30-40’ı çoğunlukla sosyo-ekonomik ayrışmalara sebep olan düşük gelir seviyesi, yetersiz eğitim, engelli olma, kültürel ve coğrafik izolasyon gibi sebeplerden dolayı bilgi toplumunun dışında kalma riski altında yaşıyor. eKatılım (eInclusion) ve ya başka bir deyişle sayısal katılım ekonomik ve sosyal ayrışmaları bertaraf etmek için bilgi ve iletişim teknolojilerini mobilize etme olanağı sağlıyor. 

Telecentre-Europe, üyeleri arasındaki bilgi paylaşımını ve birbirinden öğrenmeyi teşvik ederek Avrupa’daki kamu internet erişim merkezlerinin (KIEM) etkisini arttırmak için çalışan bütünleştirici ve hareketli bir networktür. Avrupa’da 100 000’den fazla halka açık KIEM olduğu tahmin edilmektedir. Bu merkezlerde 250.000 kişinin istihdam edilmiştir ve bunun yanısıra 100.000’den fazla gönüllü hizmet bu merkezlerde vermektedir. Yine bu merkezlerin ortalama olarak bir yılda sadece Avrupa’da Bilgi ve İletişim Toplumundan yeterince faydalanamayan 25 milyon kişiye doğrudan hizmet verdiği tahmin edilmektedir.

Bilgi Toplumuna herkesin katılımını sağlamak amacıyla çalışmalar yürüten 100’den fazla KIEM yöneticisi, liderler ve paydaşlar İstanbul’da 14-15 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek olan Telecenter Europe 2009 Zirvesinde bir araya geliyor. Bu zirvenin Nisan 2008’de Riga’da gerçekleştirilen Telecenter Liderler Forumunun devamı niteliğinde olup, çıktılarının geleceğe başarılı sonuçlar taşıması bekleniyor.

Avrupa’nın küresel ekonomik krizle mücadele ettiği şu dönemde, Telecentre-Europe ekonomik zorlukların aşılmasında ve bilgi toplumu ekonomisinin sunmuş olduğu fırsatlardan yararlanılmasında, sonuç odaklı yerel ve ulusal eKatılım programlarının nasıl faydalı olacağını göstermek istiyor. Zirve kapsamında katılımcılar günümüzün zorlu problemlerini beş başlık altında irdeleme fırsatı bulacaklar: İstihdam, Erişilebilirlik, Kapasite gelişimi, Vatandaşlık ve Sürdürülebilirlik.

Etkinlik programına buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir süre önce teknoloji üzerine Haber3 adlı Haber sitesiyle gerçekleştirdiğim röportajım yayınlandı.

Aşağıdaki bağlantıyı röportajıma ulaşabilirsiniz.

İnternet ve Teknoloji üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirip düşüncelerimi paylaştığım hoş bir anı oldu.

http://www.haber3.com/gelecek-gelecexe-105297y.htm

Bu röportajı için Buğra AYAN'a teşekkür ediyorum.

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlBlinkList

Blog'dan

Biraz yazılım,biraz güvenlik,biraz da hayattan karalamalar ...


İletişim: ok@olcaykuk.com


KÖŞE YAZISI

Windows Live Alerts